
Kahraman öldü...

Serendipity - Dünkü Fenerbahçe maçından sonra, işyerinde en takdir gören adam bendim. Fenerbahçeli arkadaşlar bu yıl Beşiktaş kombinesi almaktan söz ediyordu. Her ne kadar enseyi karartmayı gerektirecek bir durum olmasa da, hafiften "bu ne ya!" tadına geldim bu akşam.
İlk yarı biterken gözüme kestirdiğim üç zayıf halka vardı, Ernseto'ya yardım etmediği için Delgado, Sağ tarafta çimlerde iz bırakmadığı için Hilbert ve Bursa maçında başlayan düşüşünü atlatamamış olan ve gereksiz hırçınlık gösteren Toraman.
Ama Shuster için zayıf halkalar başkaydı. İlk halka Nihat oldu. Şaşırdım açıkçası. Bir de Luce geldiği yıl böyle şaşırmıştım. Demek ki adam boşuna teknik direktör değilmiş. Nihat - Necip değişikliği ilaç gibi geldi takıma. Hilbert - Tabata değişikliği de verimli sonuç verdi.
Ama yine de semi-ciddi ilk sınavdan çaktı bugün takım. Umarım dedikleri gibi, bu aksaklıklar ilerisi için bir ders olma özelliği taşıyordur.
Hocalığını sabahlara kadar tartışabilirsiniz. Kah tutan kah tutmayan kehanetlerini de bira-çerez sohbetlerinde köpürtebilirsiniz. İnkar edilemeyecek gerçek, Denizli'nin Beşiktaş'a tarihinin en kötü yönetimi sırasında geldiğidir. İki yıldan biraz daha kısa br süre boyunca görev yaptığı Beşiktaş'ta yönetimi Akaretler'e göndermesi ve tüm bir vitrine yerleşmesi, kulübü büyük bir çöküşten korudu. Daha doğrusu çöküşü olabildiğince geciktirdi. Bugün eğer gerçekten kalbi tekliyorsa, bunun sorumlusu Beşiktaş yönetimidir.
1 Mayıs 2010 Havana Küba1mayıs için yeni beste
faşizme inat kardeşimsin hrant
lalalay lay lalalay lay 1 mayıs
Serendipity - Yüzünde o müstehzi gülümseme, kırık dökük Türkçesiyle diyor ki , “CSK – Beşiktaş kardeşlik maçı!”. Önce anlamıyorum karşımdaki İngiliz’in ne demek istediğini; ama o devam ediyor “Avrupa’da futbol mart ayında başlar, ondan öncesinde kardeş kardeş oynarlar”. Birkaç kez gıcık oluyorum kendisine. Doğru söylediği için, 4 büyükten birisini değil de Sunderland’ı tuttuğu için, doğru söylediği için, dalga geçtiği için, doğru söylediği için, bir gece önce Beşiktaş 2-1 yenildiği için, doğru söylediği için…
Sunderland’lı bir İngiliz’in örseleyici espirisiyle başladığım bu yazıyı Antep işi bir komplo teorisiyle bitirmeme izin verin. Komplo bu ya, Ocak ayı geldiğinde İbrahim Kızıl federasyona başvurarak Beşiktaş Kulübü’nün Tabata’nın transferinden kaynaklanan borcunu vadesi dolduğu halde ödemediği gerekçesiyle şikayette bulunur. Federasyon Beşiktaş Kulübü’ne belli bir süre verir ve borcunu ödemesini ister. Beşiktaş bu süre içinde de borcunu ödemez. Gerekli tüm süreç işletilir ve federasyon Tabata’nın eski takımına iadesine ve Beşiktaş Klübü’nün de bilmem şu kadar euro ceza ödemesine karar verir. Böylece Antep yarım sezonluk bir kiralama işinden iyi para kazanmış olur, Beşiktaş da Delgadosuz dönemi 8,5 milyonlar harcamadan atlatmış olur. Ya bu senaryo gerçek olacaktır ya da Beşiktaş’ın vay haline’dir.